Fedailerin Kalesi: Alamut

Kültürel 
1 Yorum Var »
Alamut: Fedailerin Kalesi
Wladimir Bartol

Sizi içinde zeka harikaları bulunan, gerçekten hayran kalacağınız planlarla örülü, sizi şaşırtıcı olaylarla büyüleyen , ömürünüzün bir bölümünde bu olaylar zincirine bağlanacağınız ; gemide giderken, otobüsteyken, yürürken bile okumak isteyeceğiniz bi kitapla tanıştırmak istiyorum “Fedailerin Kalesi: Alamut”. Yaklaşık 1 yıl kadar önce okuduğum bi kitap(belki bi yıl olmamıştır) . Hatırladığım kadarıyla kitabı size anlatmaya çalışıcam. Aranızda eğer tarihi romanları okumaktan zevk alan varsa, emin olun bi kitap ona büyük bir zevk verecektir. Aranızda tarihi romanları okumayı sevmeyen varsa emin olun artık sevecektir (hiç değilse bu tarihi romanı sevecektir :)   ). Kitabın yazarı Wladimir Bartol . Şu aşağıdaki resimde gördüğünüz şahıs….

Kendisi hakkında biraz bilgi vermek gerekirse. 1903 yılında Sloven şehrinde doğdu. wladimir bartolFransız kültürüyle büyüdü. Felsefe, psikolofi, biyoloji, dinler tarihi konularında eğitim aldı. 2. Dünya savaşı sıralarında yayımladığı eseri fazla ilgi görmedi. Kitap tehlikeli bulunduğu için , ancak el altından satılabilmişti. Savaş döneminde ülkesi Almanlar ve İtalyan faşıstler tarafından işgal edilince, büyük bir mücadele örneği veren Bartol, savaştan sonra , Yugoslavya’da yazarlar birliği başkanlığına seçildi. Yazarın baş eseri kabul edilen Fedailer Kalesi sadece iki baskı yapabilmiş ve Türkçe’ye Atilla Dirim tarafından çevrilmiştir. 1967′de öldü.

Kitaba geri dönelim. Kitap aslında şuan da hala geçerliliğini koruyan intihar bombacılarının başlangıcını anlatıyor. Anlıyacağınız kitapta gerçek bir tarih anlatılıyor. Genel olarak kitaptan bahsedicem.

 Hasan Sabbah (namıdiğer Seyduna) , kendisini bir peygamber olarak gösteriyor. Alamut kalesinin fazla bilinmeyen Bakımsız Cennet Bahçelerini özenle Geliştirip içine huri güzelliğindeki kızları yerleştiriyor ve sadece özel eğitimli askerlerine haşhaş vererek Cennet bahçelerine bir kere girmelerine izin veriyor.İkincisi için onlardan bir şey istiyor. Neler istediğini ise kitapta okuyabilirsiniz. Bu kadarı ilgi çekici gelmediyse yazının devamını okuyun. Yalnız Önemli Not “Yazının Devamında Kitabın Bir Bölümünün Özeti Vardır O Yüzden Okumadan Önce İki Defa Düşünün Çünkü Bunları Okumanız Sizi Kitabın Belli Bölümlerinden Zevk Almanızdan Mahrum Bırakabilir  :D :D .

Okumaya Devam »

Canım İstanbul

Kültürel 
Yorum Yok »

İstanbul’u görüpte aşık olmayan şair yoktur herhalde :) . Necip Fazıl Kısakürek’te bunlardan biri ve İstanbul hakkında çok güzel bi şiiri….

CANIM İSTANBUL

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.

İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.

Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.

Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüzgar onda, onda misale.

İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım…

İstanbul,
İstanbul…

Okumaya Devam »

Zindandan Mehmet’e Mektup

Kültürel 
1 Yorum Var »

Çok güzel ve sevdiğim bi şiir sizinle paylaşmak istedim.

ZİNDANDAN MEHMED’E MEKTUP

Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta…
Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!
Kavuşmak mı?… Daha ölmedim!

Avlu…Bir uzun yol…Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli .
Bu yol da tutuktur hapse düşeli…
Git ve gel… Yüz adım… Bin yıllık konak .
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde!
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Okumaya Devam »

İşte Testerenin 4′ü Geliyor: Saw 4

Kültürel 
1 Yorum Var »

Saw 3 ü izledikten sonra testere amca ölünce herhalde bunun daha 4′ü filan çıkmaz diye düşünmüştüm ama nette gezinirken trailerlarına ve haberlerine rastlayınca çok sevindim.

 Eğer hala Testereyi izlemeyen varsa sizin “Hayatınızın Yarısı Anlamsız” diye düşünüyorum :)   . Espri bi tarafta kalsın siz izleyin bence pişman olmuyacaksınız.

Bu arada trailerını izlemek için haberin devamına tıklayın.

Okumaya Devam »

Prestij: Dikkatli Bakıyor musun?

Kültürel 
1 Yorum Var »

Çoktan sinema’da gösterime girmiş, hasılatını yapmış bir film buna rağmen izlemeyen varsa diye hakkında bi iki şey yazmak istedim.

Prestij sinema filmlerinde şaşırtıcı son sevenlerin mutlaka izlemesi gereken bir film…
Başta arkadaş olan iki sihirbazın bir olay yüzünden birbirlerini düşman olmasını ve daha sonra aralarında geçen en büyük olma ve intikam mücadelesini anlatan filmi izlerken hiçbir zaman hangi tarafı tutacağınıza kesin olarak karar veremiyorsunuz. 

Filmdeki sihirbazlık gösterileri de birbirinden şaşırtıcı ve düşündürücü; filmde zaten bi müddet sonra iki eski arkadaşın birbirlerinin sihirbazlık numaralarını nasıl yaptıklarını çözmeye çalışırken bulucaksınız ve iyi bir izleyici iseniz sizde bu bulmacada kendinize bir yer ayıracaksınız.

Herneyse fazla söze gerek yok. Film hakkında biraz daha fikir sahibi olabilmeniz için bi de fragman koyuyorum(ingilizce,english). Sözlerimi Prestige filminin meşhur lafıyla bitirmek istiyorum “Dikkatli Bakıyor musun?”.

(Fragman için Devamına Basın)

Okumaya Devam »

Ders Veren Öyküler…

Kültürel 
1 Yorum Var »

Gerçekten güzel dersler veren , güzel hikayeler okuyun okutun… 

Birinci ve de en onemli ders.

Okuldaki ikinci ayimda, hocamiz test sorularini dagitti.Ben okulun eniyiogrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada cakildim kaldim. Son soru soyleydi:

“Hergun okulu temizleyen hademe kadinin ilk adi nedir?..”

Bu herhalde bir cesit saka olmaliydi. Kadini yerleri silerken hemen hergun goruyordum.Uzun boylu, siyah sacli bir kadindi. 50′lerinde falan olmaliydi. Ama adini nerden bilecektim ki!.. Son soruyu yanitsiz birakip kagidi teslim ettim.Sure biterken bir ogrenci, son sorunun test sonuclarina dahil olup olmadigini sordu. “Tabii dahil” dedi, hocamiz.. “Is yasaminiz boyunca insanlarla karsilacaksiniz. Hepsi birbirinden farkli insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakkeden insanlar bunlar. Onlara sadece gulumsemeniz ve `Merhaba’ demeniz gerekse bile..” Bu dersi hayatim boyunca unutmadim. O hademenin adini da.. Dorothy idi.

Ikinci onemli ders.. Yagmurda otostop!..

Bir gece vakit geceyarisina dogru Alama otoyolunun kenarinda duran bir zenci kadin gordum. Bardaktan bosanirca yagan yagmura ragmen, bozulan arabasinin disinda duruyor ve dikkati cekmeye calisiyordu. Gecen her arabaya el salliyordu. Yaninda durdum. 60′li yillarda bir beyazin bir zenciye hem de Alabama’da yardima kalkismasi pek olagan seylerden degildi. Onu kente kadar goturdum. Bir taksi duragina biraktim. Ayrilirken ille de adresimi istedi.Verdim. Bir hafta sonra kapim calindi. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armaganda.. “Gecen gece otoyolda bana yardiminiza tesekkur ederim. O korkunc yagmur sadece elbiselerimi degil, ruhumu da sirilsiklam etmisti. Kendime guvenimi yitirmek uzereydim, siz cika geldiniz. Sizin sayenizde olmekte olan kocamin yataginin bas ucuna zamaninda ulasmayi basardim. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanri bana yardim eden sizi ve baskalarina karsilik beklemeksizin yardim eden herkesi kutsasin!.. En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole.”

Ucuncu onemli ders.. Size hizmet edenleri hep hatirlayin..

Bir pastanin uc otuz paraya satildigi gunlerde 10 yasinda bir cocuk pastaneye girdi. Garson kiz hemen kostu.. Cocuk sordu: “Cukulatali pasta kac para?..” “50 cent!..” Cocuk cebinden cikardigi bozuklari saydi. Bir daha sordu: “Peki dondurma ne kadar..” “35 cent” dedi garson kiz sabirsizlikla.. Dukkanda yiginla musteri vardi ve kiz hepsine tek basina kosusturuyordu. Bu cocukla daha ne kadar vakit gecirebilirdi ki.. Cocuk parasini bir daha saydi ve “Bir dondurma alabilir miyim lutfen” dedi. Kiz dondurmayi getirdi. Fisi tabagin kenarina koydu ve oteki masaya kostu. Cocuk dondurmasini bitirdi. Fisi kasaya odedi. Garson kiz masayi temizlemek uzere geldiginde, gozleri doldu birden. Masayi sanki akan yaslar temizleyecekti. Bos dondurma tabaginin yaninda cocugun biraktigi 15 cent duruyordu..

Dorduncu onemli ders.. Yolumuzdaki engeller..

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun uzerine kocaman bir kaya koydurmus, kendisi de pencereye oturmustu. Bakalim neler olacakti?.

Ulkenin en zengin tuccarlari, en guclu kervancilari, saray gorevlileri birer birer geldiler, sabahtan oglene kadar. Hepsi kayanin etrafindan dolasip saraya girdiler. Pek cogu krali yuksek sesle elestirdi. Halkindan bu kadar vergi aliyor, ama yollari temiz tutamiyordu. Sonunda bir koylu cikageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sirtindaki kufeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarildi ve ikina sikina itmeye basladi. Sonunda kan ter icinde kaldi ama, kayayi da yolun kenarina cekti. Tam kufesini yeniden sirtina almak uzereydi ki, kayanin eski yerinde bir kesenin durdugunu gordu. Acti.. Kese altin doluydu. Bir de kralin notu vardi icinde.. “Bu altinlar kayayi yoldan ceken kisiye aittir” diyordu kral. Koylu, bugun dahi pek cogumuzun farkinda olmadigi bir ders almisti. “Her engel, yasam kosullarinizi daha iyilestirecek bir firsattir..”

Besinci onemli ders.. Onemli olan vermektir..

Yillar once hastanede calisirken, agir hasta bir kiz getirdiler. Tek yasam sansi bes yasindaki kardesinden acil kan nakli idi. Kucuk oglan ayni hastaliktan mucizevi sekilde kurtulmus ve kaninda o hastaligin mikroplarini yok eden bagisiklik olusmustu. Doktor durumu bes yasindaki oglana anlatti ve ablasina kan verip vermeyecegini sordu. Kucuk cocuk bir an duraksadi. Sonra derin bir nefes aldi ve “Eger kurtulacaksa, veririm kanimi” dedi. Kan nakli ilerken, ablasinin gozlerinin icine bakiyor ve gulumsuyordu. Kizin yanaklarina yeniden renk gelmeye baslamisti, ama kucuk cocugun yuzu de giderek soluyordu.. Gulumsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu: “Hemen mi olecegim?..” Kucuk doktoru yanlis anlamis, ablasina vucundaki butun kani verip, olecegini sanmisti

Heryerde Yazıyor Herhalde Anonim Bir Yazı :)

Hayata Tersten Başlamak…

Kültürel 
1 Yorum Var »

Hiç Doğmamayı Yeğlerdim Ama Bu da Güzel ;)  

Yasamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir.
Şüphesiz ki yaşamı tersten yasamak
Daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Cami’de uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içersinde,
Herkes karşınızda saf durmuş,
iyiliginize dua ediyor
ve tüm haklar helal edilmis vaziyette.
Tabuttan dogruluyorsunuz,
yasli, olgun ve agirbasli olarak.
Herkes etrafinizda, büyük bir itibar,
iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazir.
Arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Dogar dogmaz devlet size maas bagliyor,
aylik veya üç ayda bir maasinizi aliyorsunuz.
Ne güzel, hazir maas, hazir ev…
Altmisli yaslara kadar hersey garanti,
huzur içinde yasiyorsunuz.
Sagliginiz gittikçe düzeliyor,
kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Birgün çalismak istiyorsunuz
ve ise ilk basladiginiz gün
size hosgeldin hediyesi olarak bir plaket
ve altin kol saati veriyor patronunuz..
ve Genel Müdürlük veya
bunun gibi yüksek bir makamdan,
tecrübeli bir insan olarak ise basliyorsunuz.
Herkes karsinizda elpençe divan…
Vücudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor.
Gittikçe zayifliyor forma giriyorsunuz.
Diger hormonal aktiviteler artiyor,
fevkalade…..Aman ne güzel günler basliyor…
Derken birgün patron size
artik Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
bu arada Babaniz ortaya çikmis,
“fazla çalistin” diyor.
“artik eve dön, isi birak,
okumaya basla, harçiligin benden olsun…”
Keyfe bakar misiniz ?
Okudugunuz dersler gittikçe kolaylasiyor.
Ekmek elden, su gölden bir dönem basliyor.
Partiler, Diskotekler,Kizlarin sayisi artiyor.
Derken Anne ve Babaniz sizi götürüp getirmeye basliyor,
araba kullanma derdi de yok artik…
Günün birinde sizi okuldan da aliyorlar,
“evde otur, keyfine bak, oyuncaklarinla oyna” diyorlar…
Mamaniz agziniza veriliyor,
zaman zaman altinizi bile temizliyorlar,
hatta bu durum aliskanli yaratiyor
ve hiç tuvalet kullanmamaya basliyorsunuz.
Derken Anneniz birgün size süt verme kararini aliyor
ve baska bir keyifli dönem basliyor.
Mama artik her yerde,
her an ve en taze seklinde hazir.
Bir gün karanlik ilik ve sicak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için agzinizi açmaya dahi gerek yok,
bir kordondan besleniyor,
sicacik, yumusacik,
gürültü ve patirtisiz bir ortamda yasiyorsunuz.
Kuculuyor, kuculuyor,
ufacik bir hücre halini aliyorsunuz.
Ve günün birinde müthis keyifli bir orgazm ile hayatiniz
bitiyor….


CAN YÜCEL

Ölümle İlgili Güzel Sözler

Kültürel 
10 Yorum Var »

Necip Fazıl Kısakürek’in ölümle ilgili söylediği güzel sözlerinden bazılarını ve diğer ölümle ilgili söylenen güzel sözleri aşşağıda veriyorum. Bu sözler benim favori sözlerim size şiddetle tavsiye ederim…

Ağzıma soğuk kurtlar dolacak , gözüme kum;
Dipsiz kuyu, sürdükçe zaman, sürecek uykum

-

Şu geçeni durdursam çekip eteğinden;
Soruversem; haberin var mı öleceğinden?

-

Hasis sarraf kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akçe neyse onu biriktir!

-

Başım çığlıklı çocuk onu nasıl avutsam?
Ne yapsam da ölümü bir saatçik unutsam?..

-

Sultan olmak dilersen, tacı , sorgucu unut!
Zafer araban senin gıcırtılı bir tabut!

-

Dostlarım ev eşyamdı, bir bir gitti diyorum
Artık boş odalarda ölümü bekliyorum


-

Bu dünyada renk, nakış, lezzet, ne varsa küsüm;
Gözümde son marifet, Azraile tebessüm…

-

O demde ki, perdeler kalkar, perdeler iner,
Azraile “Hoşgeldin” diyebilmektir hüner!..

-

O dem çocuklar gibi sevinçten zıplar mısın?
Toprağın altındaki saklambaçta var mısın?

-

Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse;
Her kapıda ağlayıp son kapıda gülümse!

-

Öleceğiz; müjdeler olsun müjdeler olsun
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun

-

Ölüm güzel şey; Budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber

İnsanla İlgili Güzel Sözler

Kültürel 
18 Yorum Var »

Evet Necip Fazıl Kısakürek’e ait insanla ilgili sözler aşşağıda okuyun , önerin ve benimseyin derim….

Düşünüyorum: ondan evvel zaman var mıydı?
Hakikatler, boşluğa bakan aynalar mıydı?

-

Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür!
Sana çöl gibi gelen o göl diyorsa göldür!

-

Hep nefis çıkar karşıma, ölüp ölüp dirilsem;
İnsandan kaçmak kolay: kendimden kaçabilsem….

-

İnsan…İplikte büklüm,suda bir anlık suret…
Allah…Olmanın ona mahsus olduğu kudret…

-

O yüz, her hattı tevhif kaleminde bir satır;
O yüz ki , göz değince Allah’ı hatırlatır…

Okumaya Devam »

Güzel Sözler

Kültürel 
Yorum Yok »

Bu sözler Necip Fazıl Kısakürek’e ait gerçekten çok güzel , çok şey anlatıyor bence okuyun :)

Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünde habersiz uçurtma uçurmuşum…

-

Fikret nasıl kurulmuş , içiçe bu iklimler?
Nasıl kaynaştırılmış, sesler, renkler, hacimler?

-

Diyorlar bana; Kalsın şiirde sözde yerde!
Sen araştır göklere çıkan merdiven nerde?

-

Zehirle pişmiş aşı yemeye kimler gelir?
Dilsizce , yalnız Allah demeye kimler gelir?

-

İnsan Yaklaştığınca yaklaştığından ayrı,
Belliki yakınımız yoktur Allah’tan Gayrı…

-

Tel tel ve iplik iplik dikseler de ağzımı;
Tek ses duysalar; Allah… yoklayanlar nabzımı

-

Tutuşturanlar lügat kitabını elime,
Bilsin: Allahtan başka bilmiyorum kelime.

-

Neye yaklaşsam , sonu uzaklık ve kırgınlık;
Anla ki , yok Allah’tan başkasıyla yakınlık…

-

Yaradan rahmetini kahrından üstün saydı;
Ne olurdu halimiz, gözyaşı olmasaydı?

-

Göz kaptırdığım renkten , kulak verdiğim sesten,
Affet senden habersiz aldığım her nefesten…

Bundan sonraki paylaşacağım Necip Fazıl Kısakürek sözleri insan ve ölümle ilgili olucak

Bu Tema N.Design Studio Tarafindan Yapilmis
KaraSancak Tarafindan Turkcelestirilmis ve Duzenlenmistir
Entries RSS Comments RSS Giriş