İnternet üzerine istatistikler

İnternet 
Yorum Yok »

Webrazzi’de gördüğüm internet üzerine videosunda gerçekten çok çarpıcı veriler var :) . Örneğin ülkemizde pek de kullanılmayan flickr fotoğraf paylaşımında facebook gibi bi sosyal devin açık ara önünde (2,5 milyara 4 milyar). Yine facebook ile ilgili diğer bir ilginç bilgi sosyal ağlarda resmen tekel konumuna gelmesi. Günde en büyük rakiplerinden myspace  24 milyar, twitter 4.4 milyar sayfa önizlemesinde kalırken kendisi 260 milyar sayfa önizlemesiyle açık ara fark atıyor. Aynı zamanda üye sayısı da diğerlerine göre çok daha fazla. Microsoft’un elinde sosyalleşme platformu kurma adına büyük bir koz varken(mesenger ki kendisi eskiden büyüktü şimdi insanlar web üzerinde bulunan chatleşme platformlarına yöneliyor) bunu kullanamaması da ayrı bi saçmalık. Herneyse daha birsürü ilginç bilgi videoda buyrun izleyin:

Okumaya Devam »

Firefox 3.6 ve Sürüm Notları

İnternet 
Yorum Yok »

Uzun süredir biraz daha hızlı bir firefox sürümünün çıkmasını bekliyordum. Sonunda muradıma erdim :) . Bu yazıyı da 3.6′dan yazıyorum. Kendi sitesinden yazan sürüm notlarına geçmeden önce girer girmez farkettiğim birkaç özelliğine değinmek istiyorum.

Bunlardan ilki hızı. Gerçi benimki gibi yavaş bir bilgisayara sahip değilseniz pek umrunuzda olmayabilir ama beni bazen çileden çıkarıyordu kendisi o yüzden bir kaç kez chrome’a geçmeyi bile düşündüm. Ama chrome’ın eklenti özelliğini firefox kadar gelişmemiş olması biraz uzak tuttu beni chrome’dan :) .
İkinci özelliği yükledikten sonra açılış sayfasında direk kendini gösteren yeni tip tema uygulaması Personas. Her ne kadar hala default temayı da kullansam hoş bi özellik.
Son dikkatimi çeken özellik yeni sekme açtığınızda sekmenin eskisindeki gibi en sonda değil, ie’deki gibi bulunduğunuz sekmenin yanında açılması. Firefox’un ie’yi taklit edeceği aklımın ucundan bile geçmezdi :P :) .

Bu arada yeni firefox webmasterların işini kolaylaştıracak birçok özelliği de beraberinde getiriyor. Fakat o özelliklerin yaygın olarak kullanılması biraz zaman alıcak gibi. Ne de olsa birçok insan yıllardır olduğu gibi hala ie’nin eski sürümlerini kullanıyor :) .

Gelelim firefox’un yayınladığı sürüm notlarına:

  • Kullanıcıların firefox’un görünümünü tek tıkla değiştirmesine izin veren ve Personas diye adlandırılan yeni tema tipi.
  • Güvenli sörf için kullanıcıları eski pluginlerden koruma..
  • Açık ve yerli videolar şimdi full screen görüntülenebilir. Sağa tıklayıp full screen demeniz yeterli…
  • Javascript perfonması, sayfaların yüklenme süresi ve açılış süresi geliştirildi.
  • İndirilebilir font olarak Yeni Woff font format’ına destek sürdürülüyor.
  • Gradients, background sizing ve pointer events gibi yeni css özellikleri destekleniyor.
  • Daha interaktif sayfalar için “Drag & Drop API” ve “File API” gibi yeni DOM ve HTML5 özellikleri eklendi.

Firefox 3.6 Sürüm Notları | Firefox 3.6 İndir | Hayırlı olsun ;)

Reklam Olduğunu Hissettirmeyen Reklamlar

Webmaster, İnternet 
Yorum Yok »

Her zaman söylemişimdir, en iyi reklam reklam olduğunu hissettirmeyen reklamdır. Bunun nedeni insanımızın yıllardır reklama karşı biriktirdiği kin olabilir :) . Nasıl olmasın?

Yıllardır radyoda müziğe ulaşmak için, televizyonda dizilere ulaşmak için, internette içeriğe ulaşmak için reklamı aşmak zorunda kaldılar. Reklam yayıncılar tarafından adeta bir baraj olarak kullanıldı :) .

Bunun yanında insanların reklamları yapılan ürünlerden memnun kalmamaları dolayısıyla reklamdaki yanıltıcılık faktörüne kendilerini daha çok inandırmaları da başka bir faktör.

Birde insanların aramadıkları şeylerin reklamını izlemek istemedikleri de var. Adamın araba alacak durumu yoksa araba reklamını izlemek adama sadece üzüntü verir :) .

Bu durumlar birleşince reklamcılıkta reklam olduğunu hissettirmeyen reklamlar türedi.  Mesela televizyonda sanal reklamlar. “Kurtlar Vadisi” izlerken polat’ın kullandığı araba yada çatıda ki uydu çanağı. Televizyonda ki sanal reklamcılığa başka bir örnek, program girişinde ortasında veya sonunda verilen sponsor tipi programlar. Mesela “Var mısın Yok musun?” izlerken bir bakıyorsunuz Acun çıkıp saçı seyrek bir yarışmacıya saçının seyrekliğiyle ilgili sorular sorarak sanki yarışma devam ediyormuşçasına bir ürün tanıyor. Buna benzer durumlar kadın programlarında da sıkça rastlanıyor. Hatta bazen bir reklamcının bile kolay kolay ayırt edemeyeceği şekilde yapılıyor bu iş. En bilindik örnek soya fasülyesi. Bir gün bir çok kanalda doktorlar çıkıp soya fasülyesi şöle iyidir, böyle güzeldir diyorlar. Sonradan anlaşılıyor ki büyük bir Amerikan şirketinin elinde fazla sayıda soya kalmış :) . Tabi halkımız bitiriyor soyaları sağolsunlar :) .

Bunun internette de birçok örneği var. Mesela google adsense reklamlarının içeriğe uydurulma çabası. Hiç farketmeden okuyorsunuz okuyorsunuz bir bakıyorsunuz alt satır anlamsız bir şekilde devam ediyor :) . Bu kadar iyileri var hakketen… Bundan başka artık bloglarda yayınlanan tanıtım yazıları var günümüzde webmaster kesimi tarafından daha çok site tanıtımı ve backlink eldesi için kullanılsa da bunun değerini bilen şirketler de var. Mesela geçenelerde gillete firması blog yazarlarına deneyimlerini bloglarında yazmaları üzerine traş takımı gönderdi. Tabi onlarda memnun kaldıklarını dile getirerek yazdılar :) . Bu ürün kullanımından doğan memnuniyeti “reklam olduğunu hissettirmeyen reklamlar”da daha çok görür olduk. Yine kadın programlarında olsun yarışma programlarında olsun bir ürün memnun olan kullanıcılarıyla beraber çok sık sunuluyor. Bunun internetteki kullanım şekli de özellikle yine bloglarda yapılan bazı siteleri iyi kötü (kötüden azcık tabi ki) yönleriyle blogta tanıtma. Tabi blog yazarının bir site çok hoşuna gidebilir ve bunu tanıtabilir. Ama burda bi faktör olayı değiştiriyor: para faktörü. Blogun pr (pagerank)’sine göre değişen fiyatlarda makale tarzı yazılar yazılıyor ve yayınlanıyor. Bu da ayrı bi “reklam olduğunu hissettirmeyen reklam” türü (yukarıda belirttiğim gibi backlink faydası da var).

Son olarak değinmek istediğim “reklam olduğunu hissettirmeyen reklam” türü ise sosyal ağlarda yapılan çalışmalar sonucu oluşan reklamlar. Facebook’ta kurulan gruplar, şirketlerin facebook, twitter gibi hesaplara sahip olmaya başlaması ve oralardan müşterileriyle irtibata geçebilmesi(aynı şekilde tersi de doğru). Hatta bunun için şirketlerde özel departmanların bulunması. Ne kadar gelir getirebilir ki diye soruyorsanız dell’in başarısını obama’nın sosyal ağda yürüttüğü kampanyayı duymamışsınız (burdan duyabilirsiniz) :) . Sosyal ağda yapılan reklam çalışmaları her zaman bu kadar büyük çaplı olmayabilir. Binlerce üyenin bulunduğu bir grupta yöneticinin kendi sitesiymiş gibi veya başka bir sebep ileri sürerek link yayınlaması da bir bir nevi reklam sayılır. Hatta gruplar üye sayılarına göre değer biçilerek webmaster forumlarında satılır. Hiç satılmayacak dedikleriniz bile (bknz: Atatürk ile ilgili, Milli değer biçilmiş gruplar)… Bu yüzden size tavsiyem işinize yaramayan gruba üye olmayın. Ben olmuyordum (uzun süredir face hesabı donuk o yüzden -dum).

Herneyse uzun lafın kısası dikkatimi çeken bi reklam türüydü kendisi hakkında -irdeleyerek- yazmak istedim :) . Kolay gelsin…

Google Form Yapma Sihirbazı

Webmaster, İnternet 
Yorum Yok »

Google LogoGoogle koskoca bir dünya gibi :D her gün yeni şeyler keşfediyorum :) . Uzun süre önce ilkel tarzda yapmıştım buna benzer bişiy :) sonra geliştirme düşüncesiyle yayından kaldırdım. Hatta fırsat ve güzel bir ruh hali bulduğum zamanlarda kullanabileceğim jquery eklentileri hakkında biraz araştırma da yaptım. Ama bugün bir sitede ki formun altında “Google Docs” yazısını görünce tüm dünya başıma yıkıldı :P yoksa dedim yoksa google bu işe de mi girdi :) girmişler hem de öyle böyle değil :) . Anlıyacağınız o düşüncem de rafa kalkan projeler arasında yerini aldı (ki onlardan tembelliğim sayesinde bayağa biriktirdim :) ).

Herneyse, biraz sistemden bahsedeyim. Her verdiği hizmette olduğu gibi bunda da google insanların isteyebileceği her özelliği koymuş (nerdeyse). Formunuza normal ve büyük boyutlu yazı girdisi (text, paragraph text), çoktan seçmeli (multiple choise), onay kutuları (checkboxes), listeden seçme, scale ve grid gibi ihtiyacınız olacak her türlü şeyi ekleyebilirsiniz. Bunları isterseniz doldurulması gerekli alan olarak işaretleyip formu dolduran kişilerin bunları boş bırakmasının önüne geçebilirsiniz. Ayrıca yaptığınız formun stilini belli temaları seçerek de belirleyebiliyorsunuz. Burda keşke biraz daha güzel seçenekler olsaydı yada css olarak belirtebilseydik stili :) . Ama bunu genel için yaptıklarını düşünürsek o kadar ayrıntı da insanları boğardı.

googleform

Formu hazırladık diyelim. Bunu insanlarla buluşturmak için ister maille formu insanlara ulaştırırız, ister sitemize eklemek için embed kodunu alırız. Ben aslında daha çok sitede yayınlanma kısmıyla ilgili bişiyler düşünüyordum ama olmadı nasip kısmet :( .

Formu yayınladık bir de bunun sonuçlarını görüntülemesi var. Bunu isterseniz özet (summary) şeklinde grafiksel olarak, isterseniz de google dökümanlarda excel tablosuna dökümünü alarak inceleyebilirsiniz (googleda excelin ismi spreadsheet).

Son olarak formu buraya embed olarak ekliyorum. Buyrun inceleyin, yazın bişiyler gönderin :)

Okumaya Devam »

Google Public DNS işine de girdi

İnternet 
1 Yorum Var »

Başlığı attıktan sonra şöyle bir düşününce sanki bu başlıktan daha önce bayağa çok okudum gibi geldi. Daha sonra meraktan girdim google’a arattım :) . Kısaca bi kaç tanesini sıralarsak:

  • Google tarayıcı işine de girdi
  • Google cep telefonu işine de girdi
  • Google Sonunda Donanım İşine Girdi!
  • Google, online müzik satış işine girdi
  • Google şimdi de DNA işine girdi..
  • Google cep telefonu işine iyice girdi! :D
  • ……..

diye sıralanıp gidiyor :) . Aslında şimdi ki konudan ne ve nasıl kazanacağı konusunda bi bilgim yok ama sonuçta bu işe de girdiler :) . Tahminim bulunamayan sayfalar yerine google’ın kendi arama motoru ve benzeri uygulamalarını çıkaracağı ve oralardan bişiyler kapmaya çalışacağı yönünde ama henüz denemedim.

Denemek isteyenler;
Dns adreslerini 8.8.8.8 ve 8.8.4.4 olarak değiştirsinler. Dns değiştirme konusunda bilgi sahibi değilseniz Google’ı kullanın :) . Yada anlatıyım iki dkk:
Windows için; Okumaya Devam »

Ne Dalgadır Bu Google Wave?

İnternet 
2 Yorum Var »

google-wave-logoGeçen gün sağ olsun Oğuz davetiye gönderdi de girip deneme fırsatım oldu :) . Her wave’e ilk giren gibi ne işe yaradığı ve ne amaçlar doğrultusunda kullanılacağı konusunda sağlam bi düşünce oturtamadım kafamda. Sonra baktım olmuyor bir de google’ın wave’in işlevini anlatmak için yapmış olduğu videolara bakındım biraz ve kafamda bişiyler oluşmaya başladı :) .

Yanlış anlamadıysam Google bunu bize haber sitelerinde aktarılanın tersine tamamıyle sosyalleşme sitelerine rakip olması amacıyla değil de mevcut e-mail sisteminin yerine geçmesi için üretmiş. Kendisi mail sistemini çok kolay bir hale getirmişken neden böyle birşey yapmaya gerek duydu diye sorarsanız onu da açıklamış videolarda :) .

Öncelikli e-mailin 40 yıl önce keşfedildiğine ve artık ihtiyaçları karşılamadığına değinmişler. İki kişi arasında mailleşmenin bile zor olduğunu ve bu sayı 3′e filan çıktığında ise işin iyice çığrından çıktığını belirtmişler, neticede siz 2 kişiyle konuşma yaparken bir şey yazdığınız zaman ikisine birden gönderiyorsunuz daha sonra onlardan biri bişiy eklediğinde diğer iki kişiye yolluyor vs. ama bu süreçte 2. ve 3. kişinin yazdıkları mail zincirinde birikmiyor ayrı mailler olarak devam ediyorlar. Bilmiyorum ben ne kadar anlatabildim ama :D çoğu zaman grafikler daha iyi anlatır :) .

wave

Wave’de ise durum biraz daha farklı siz bir dalga başlatıyorsunuz ve o dalgaya katılmasını istediğiniz kişiyi veya kişileri seçiyorsunuz. Onlarda sizin dalganızı genişletiyorlar binevi bir tartışma ortamı doğuyor. Yani biraz da google gruplar gibi yapmışlar ama bu sizin çevrenizde gerçekleşiyor. Ayrıca @googlewave.com uzantılı bir mail pardon mail değil wave veriyorlar :D .

Tabi wave’in bir de sosyal boyutu var. Mesela facebook daha çok hangi amaçlar doğrultusunda kullanılır? İnsanlar orada video, resim paylaşırlar ve arkadaşlarıyla iletişim halinde kalırlar. Aynı şey wave’de de var. Tabi burda yolladığınız video, resim, yazı vs. ‘nin ismi artık gönderi değil dalga(wave) :) . Siz demin mail için anlattığım gibi bir dalga başlatıyorsunuz ve arkadaşlarınız isterlerse o dalgaya video ekleyerek yorum yaparak katılabiliyor.

Benim kısa sürede anlayabildiğim bu kadar :D yapılan şeyin ne için kullanılacağını daha çok kullanıcılar belirler gerçi :) . Bu arada wave.com google’da değilmiş şaşırdım gerçekten, şaşırdığım diğer bi nokta da bakınırken ilgili ücretli bir kaç kitaba rastlamam :) . Son olarak ilgili bi iki video:

Okumaya Devam »

Google Translate Okumayı da Söktü

İnternet 
Yorum Yok »

Google boş durmuyor :) translate servisine yaptığı yenilikleri bugün duyurdu. Yaptığı yeniliklerden ençok dikkatimi çeken artık translate’in çevirileri de okuyabiliyor olmasıydı. Tabi her yenilik gibi şimdilik sadece İngilizce’ye yapılan çeviriler seslendirilebiliyor.

Seslendirmeden başka tasarım da değiştirilmiş artık çevirmek için “enter”a basmanızı beklemiyor “space” tuşuna bastığınız her aralıkda çeviriyi yapıp alt satıra yansıtıyor. Buyrun bir de yakından inceleyin: Google Translate ;)

Sizi Yormayan Teknoloji: Cloud Computing

İnternet 
Yorum Yok »

cloud computingCloud Computing’in Türkçe manası bulut (yada küme) hesaplama gibi bişiy. Türkçe manası size pek bişiy ifade etmiyor olabilir ama bu “teknolojinin Türkçe manası” çok ilgi çekici :) . Bu teknolojinin Türkçe manası hesaplamaların yada işlemlerin sizin bilgisayarda değil bu hizmeti size sunan bilgisayarda yapılması ve size sadece sonucun gösterilmesi demek. Yani bir video dönüştürürken, yada bir sunum hazırlerken sizin bilgisayarınızın işlemcisi ve rami yorulmuyor.

Mesela daha geçen gün ihtiyacım oldu youtubedaki bir videoyu mp3 formatına çevirmek istedim. Bunun için önümde iki seçenek vardı. Bunlardan birincisi hali hazırda bulunan bir youtube indirme ve format dönüştürme programını indirip bilgisayarımda bu işi halledecektim ki bu sefer benim bilgisayarım yorulcaktı ve ben o sıra oyun oynayamacaktım :) yada yüksek işlemci ve ram isteyen herhangi bir programı çalıştırmakta problem yaşıyacaktım(ki bu problem hala p4′de sürünüyor olmamdan kaynaklanıyor :) ). İkincisi ise tarayıcımdan bu işi gerçekleştiren bir siteye girip sadece youtube linkini siteye göndericektim o bana bir kaç dakka içinde çevirip indirme linkini vericekti. Siz olsanız hangisini seçersiniz :) .

Ben yukarıda belirttiğim nedenlerden dolayı 2. şıkkı seçtim ve sadece linki göndererek videonun dönüşmesini sağladım. Sonra çevrilmiş videoyu indirdim. Tabi cloud computing sitelerinin çoğu limitli çevirme yaptırıyor yani 5 video gerisi ücretli vs. gibi bunun nedeni tabi ki server vs. giderleri bizim gibi wordpress çalıştırmıyor adamlar serverda :) bildiğiniz çeviri programları çalıştırıyorlar.

Cloud computing’e bir diğer güzel örnek internet üzerindeki office uygulamaları ve tabi en meşhuru google office. Belgeni, sunumunu, tablonu oluştur; kaydet, paylaş ve istediğin zaman internet bağlantısı olan herhangi bir yerden ulaş. Üstelikde yerel bilgisayar için yazılmış programların fiyatlarını düşünürsek hiç de fena bir seçenek değil (zaten korsan kullanıyorsanız hiç değilse milletin hakkına girmessiniz :D ) .

Şimdilik “cloud computing” ile ilgili bu kadar açıklama yeter sonraki yazımda bu işlemleri yapan birkaç siteyi tanıtırım ;) . Bunlar aslında belli bir kesim tarafından çok sık kullanılan özellikler olsa da ülkemiz için biraz yeni özellikle ülkemizin yeni teknolojilere alışma zorluğu düşünülürse artık bi daha ki nesle demek pek yanlış olmaz :D .

Google Dashboard – Pano

İnternet 
Yorum Yok »

Google, “dashboard” Türkçesiyle “pano” servisini “Şeffaflık, seçme ve kontrol şimdi dashboard ile tamamlandı” başlığıyla duyurdu. Dashboard hizmeti; gmail, docs, youtube vs. gibi tüm servislere ve o servislerin ayarlarına tek bir sayfadan ulaşmamızı sağlıyacak. Bildiğimiz pano işte :) . Servisi www.google.com/dashboard adresine girip yeniden kullanıcı girişi yaparak kullanmaya başlayabilirsiniz. Gerçekten işe yarar bir servis ;) . Bu arada buyrun bu da Google’ın yayınladığı dashboard tanıtım videosu:

Okumaya Devam »

Google’dan Benzer Resimler – Similar Images

İnternet 
Yorum Yok »

Daha önce Google Labs‘ta görmüştüm similar images çalışmasını. Gayet ilginç gelmişti ama ordaki bir çok çalışma gibi ordan çıkamayacağını düşünmüştüm :) . Bu gün Offical Google Blog‘ta yazdığına göre “Similar Images” çalışması Google Labs’tan mezun olmuş ve images.google.com’da ki yerini almış :) .Yanlış izlenim kazanmamın nedeni projenin kullanım sahasını yanlış anlamamdan kaynaklanıyor herhalde :) . Herneyse…

Nedir bu similar images?

Similar images ‘in Türkçe’si bildiğiniz ve başlıkta da belirttiğim gibi Benzer Resimler demek. Aslında Türkçe’sini kullanmak için çok erken çünkü henüz images.google.com.tr sayfasındaki arama sonuçlarında “Benzer Resimleri Bul” gibisinden bir seçeneğe rastlamadık. “Similar images”in amacı bulduğunuz resimler arasında işinize yarayabilecek yada aradığınız resme benzer resimleri sonuç olarak göstermesi ve sizin daha yararlı sonuçlara ulaşabilmeniz.

Olayı çok güzel anlatan bir örneği Offical Google Blog’ta vermişler :) . Mesela images.google.com’da jaguar diye arattınız. Sizin aradığınız hayvan jaguarsa eskiden çıkan sonuçlardaki araba olan jaguar resimleri arasından hayvan olan jaguar resimlerini incelemeniz gerekmekte :) ve ilk sayfanın yarısından fazlası araba resimleriyle dolu olduğundan bir sayfada daha az sonuç görüntülemiş oluyordunuz. Şimdi hayvan olan jaguarın altında bulunan “Find similar images” linkine tıklayarak aradığınız şeye daha yakın sonuçları görüntüleyebileceksiniz. Şekil A‘da göründüğü gibi ;) .

Bu TemaN.Design Studio Tarafindan Yapilmis
KaraSancak Tarafindan Turkcelestirilmis ve Duzenlenmistir
Entries RSS Comments RSS Giriş