Reklam Olduğunu Hissettirmeyen Reklamlar

Webmaster, İnternet 
Yorum Yok »

Her zaman söylemişimdir, en iyi reklam reklam olduğunu hissettirmeyen reklamdır. Bunun nedeni insanımızın yıllardır reklama karşı biriktirdiği kin olabilir :) . Nasıl olmasın?

Yıllardır radyoda müziğe ulaşmak için, televizyonda dizilere ulaşmak için, internette içeriğe ulaşmak için reklamı aşmak zorunda kaldılar. Reklam yayıncılar tarafından adeta bir baraj olarak kullanıldı :) .

Bunun yanında insanların reklamları yapılan ürünlerden memnun kalmamaları dolayısıyla reklamdaki yanıltıcılık faktörüne kendilerini daha çok inandırmaları da başka bir faktör.

Birde insanların aramadıkları şeylerin reklamını izlemek istemedikleri de var. Adamın araba alacak durumu yoksa araba reklamını izlemek adama sadece üzüntü verir :) .

Bu durumlar birleşince reklamcılıkta reklam olduğunu hissettirmeyen reklamlar türedi.  Mesela televizyonda sanal reklamlar. “Kurtlar Vadisi” izlerken polat’ın kullandığı araba yada çatıda ki uydu çanağı. Televizyonda ki sanal reklamcılığa başka bir örnek, program girişinde ortasında veya sonunda verilen sponsor tipi programlar. Mesela “Var mısın Yok musun?” izlerken bir bakıyorsunuz Acun çıkıp saçı seyrek bir yarışmacıya saçının seyrekliğiyle ilgili sorular sorarak sanki yarışma devam ediyormuşçasına bir ürün tanıyor. Buna benzer durumlar kadın programlarında da sıkça rastlanıyor. Hatta bazen bir reklamcının bile kolay kolay ayırt edemeyeceği şekilde yapılıyor bu iş. En bilindik örnek soya fasülyesi. Bir gün bir çok kanalda doktorlar çıkıp soya fasülyesi şöle iyidir, böyle güzeldir diyorlar. Sonradan anlaşılıyor ki büyük bir Amerikan şirketinin elinde fazla sayıda soya kalmış :) . Tabi halkımız bitiriyor soyaları sağolsunlar :) .

Bunun internette de birçok örneği var. Mesela google adsense reklamlarının içeriğe uydurulma çabası. Hiç farketmeden okuyorsunuz okuyorsunuz bir bakıyorsunuz alt satır anlamsız bir şekilde devam ediyor :) . Bu kadar iyileri var hakketen… Bundan başka artık bloglarda yayınlanan tanıtım yazıları var günümüzde webmaster kesimi tarafından daha çok site tanıtımı ve backlink eldesi için kullanılsa da bunun değerini bilen şirketler de var. Mesela geçenelerde gillete firması blog yazarlarına deneyimlerini bloglarında yazmaları üzerine traş takımı gönderdi. Tabi onlarda memnun kaldıklarını dile getirerek yazdılar :) . Bu ürün kullanımından doğan memnuniyeti “reklam olduğunu hissettirmeyen reklamlar”da daha çok görür olduk. Yine kadın programlarında olsun yarışma programlarında olsun bir ürün memnun olan kullanıcılarıyla beraber çok sık sunuluyor. Bunun internetteki kullanım şekli de özellikle yine bloglarda yapılan bazı siteleri iyi kötü (kötüden azcık tabi ki) yönleriyle blogta tanıtma. Tabi blog yazarının bir site çok hoşuna gidebilir ve bunu tanıtabilir. Ama burda bi faktör olayı değiştiriyor: para faktörü. Blogun pr (pagerank)’sine göre değişen fiyatlarda makale tarzı yazılar yazılıyor ve yayınlanıyor. Bu da ayrı bi “reklam olduğunu hissettirmeyen reklam” türü (yukarıda belirttiğim gibi backlink faydası da var).

Son olarak değinmek istediğim “reklam olduğunu hissettirmeyen reklam” türü ise sosyal ağlarda yapılan çalışmalar sonucu oluşan reklamlar. Facebook’ta kurulan gruplar, şirketlerin facebook, twitter gibi hesaplara sahip olmaya başlaması ve oralardan müşterileriyle irtibata geçebilmesi(aynı şekilde tersi de doğru). Hatta bunun için şirketlerde özel departmanların bulunması. Ne kadar gelir getirebilir ki diye soruyorsanız dell’in başarısını obama’nın sosyal ağda yürüttüğü kampanyayı duymamışsınız (burdan duyabilirsiniz) :) . Sosyal ağda yapılan reklam çalışmaları her zaman bu kadar büyük çaplı olmayabilir. Binlerce üyenin bulunduğu bir grupta yöneticinin kendi sitesiymiş gibi veya başka bir sebep ileri sürerek link yayınlaması da bir bir nevi reklam sayılır. Hatta gruplar üye sayılarına göre değer biçilerek webmaster forumlarında satılır. Hiç satılmayacak dedikleriniz bile (bknz: Atatürk ile ilgili, Milli değer biçilmiş gruplar)… Bu yüzden size tavsiyem işinize yaramayan gruba üye olmayın. Ben olmuyordum (uzun süredir face hesabı donuk o yüzden -dum).

Herneyse uzun lafın kısası dikkatimi çeken bi reklam türüydü kendisi hakkında -irdeleyerek- yazmak istedim :) . Kolay gelsin…

Öyle Bir Hayat Yaşıyorum ki…

Kültürel 
Yorum Yok »

Bazı mısralar arasında kopukluk var gibi dursada güzel bir şiir..

Öyle bir hayat yaşıyorum ki

Öyle bir hayat yaşıyorum ki ,
Cenneti de gördüm , cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki ,
Okudum okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki “söz ver kendine”

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.

Öyle bir hayat yaşadım ki ,
Son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım…

Friedrich Nietzsche

Google Form Yapma Sihirbazı

Webmaster, İnternet 
Yorum Yok »

Google LogoGoogle koskoca bir dünya gibi :D her gün yeni şeyler keşfediyorum :) . Uzun süre önce ilkel tarzda yapmıştım buna benzer bişiy :) sonra geliştirme düşüncesiyle yayından kaldırdım. Hatta fırsat ve güzel bir ruh hali bulduğum zamanlarda kullanabileceğim jquery eklentileri hakkında biraz araştırma da yaptım. Ama bugün bir sitede ki formun altında “Google Docs” yazısını görünce tüm dünya başıma yıkıldı :P yoksa dedim yoksa google bu işe de mi girdi :) girmişler hem de öyle böyle değil :) . Anlıyacağınız o düşüncem de rafa kalkan projeler arasında yerini aldı (ki onlardan tembelliğim sayesinde bayağa biriktirdim :) ).

Herneyse, biraz sistemden bahsedeyim. Her verdiği hizmette olduğu gibi bunda da google insanların isteyebileceği her özelliği koymuş (nerdeyse). Formunuza normal ve büyük boyutlu yazı girdisi (text, paragraph text), çoktan seçmeli (multiple choise), onay kutuları (checkboxes), listeden seçme, scale ve grid gibi ihtiyacınız olacak her türlü şeyi ekleyebilirsiniz. Bunları isterseniz doldurulması gerekli alan olarak işaretleyip formu dolduran kişilerin bunları boş bırakmasının önüne geçebilirsiniz. Ayrıca yaptığınız formun stilini belli temaları seçerek de belirleyebiliyorsunuz. Burda keşke biraz daha güzel seçenekler olsaydı yada css olarak belirtebilseydik stili :) . Ama bunu genel için yaptıklarını düşünürsek o kadar ayrıntı da insanları boğardı.

googleform

Formu hazırladık diyelim. Bunu insanlarla buluşturmak için ister maille formu insanlara ulaştırırız, ister sitemize eklemek için embed kodunu alırız. Ben aslında daha çok sitede yayınlanma kısmıyla ilgili bişiyler düşünüyordum ama olmadı nasip kısmet :( .

Formu yayınladık bir de bunun sonuçlarını görüntülemesi var. Bunu isterseniz özet (summary) şeklinde grafiksel olarak, isterseniz de google dökümanlarda excel tablosuna dökümünü alarak inceleyebilirsiniz (googleda excelin ismi spreadsheet).

Son olarak formu buraya embed olarak ekliyorum. Buyrun inceleyin, yazın bişiyler gönderin :)

Okumaya Devam »

Kedi Kavgaları :)

Komik 
2 Yorum Var »

Şu kediler yok mu bitiriyorlar beni, yürüyüşleri, bakışları, yaptıkları hareketler çok sempatik geliyor :) . Buna kavgaları da dahil :D (sadist miyim neyim :) ). Bugün gelirken yolda kediler kavga ederken gördüm. Şimdi de youtube’da gezinirken aklıma geldi biraz bakındım, buyrun sizin için videolar :) . Bu arada kavga kötü bişiydir :P :D .

Bu arada videolar youtube’dandır. İzleyemesseniz şu yazının sonunda belirttiğim şekilde dnslerinizi google publice dns ile veya opendns ile değiştirip, izleyebilirsiniz.

Okumaya Devam »

Ayarsız

Kültürel 
Yorum Yok »

Geçen gün internette dolanırken rastladım, gerçekten çok güzel bir şiir. Doğan Özcan’a ait.

Ayarsız bir saat gibi; bozuk…
Ya geç çalıp işleri aksatıyor zaman,
Ya erken çalıyor da huzurumu kaçırıyor.
İçimde bir rüzgâr esiyor; üşüten…
Zamana bir kazık çakıp tutunuyorum.
Sürüklüyor
Zaman öldürüyor geçmişi
Anılar toprak kokuyor.
Durmaya çalışıyorum,
Durmuyor zaman
Hayat kayarken ayaklarımın altından; düşüyorum
Kimi zaman umutluyken basmıyor ayaklarım yere
Çok değil bir zıplama mesafesi
Ve düşüyorum yine kara bulutlardan kaçarken
Ölmüyorum; dizlerimdeki eski yaralar tazeleniyor sadece.
Ölmüyorum;
Her güne topallayarak başlamayı hayat biliyorum sadece.

Habercilik-Magazin-Cinsellik Ortaya Karışık

Düşüncem 
1 Yorum Var »

Ülkemizde haberciliğin niteliğinin düşmesinden olsa gerek; gazetelerde, haber yayınlayan sitelerde boy boy manken resimleri yok şu manken şöyle yapmış fotoğraflarına bak yok şu frikik vermiş fotoları da şurda gibi başlıklarla karşılaşır olduk. Gerçi gazetelerde bu daha çok ikinci sayfada aptalca bir magazin turu arka sayfada ise bir iki manken fotoğrafı şeklinde oluyor. Ha birde iç sayfalarda haber başlığı altında insanların fantezilerini açık bir dille anlatan metinler var ama onların haber olma ihtimali(!) de olduğu için değinmek istemiyorum.

Ama bu iş internet sitelerine gelince çığrından çıkıyor. Haber sitelerinin daha ana sayfasında dikkat çekici fotoğraflar, yok şunun dekoltesi, yok şunun frikiği derken site haber sitesi olmaktan çıkıyor. Hele o galeriler, onlara hiç girmeyelim. Ama bazıları gerçekten insaflı(!) soruyor 18 yaşından büyük müsün değil misin diye :) . Hangi siteler bunlar siz de biliyorsunuz, hangileri böyle yapmıyor desek daha mantıklı bir iş yapmış oluruz aslında :) .

Durum böyle olunca dedim ki herşeyiyle batıya ve avrupaya dayanmaya çalışan gazeteciliğimiz bunu da mı oralardan peydahlamış. Biraz bakındım: Okumaya Devam »

Google Public DNS işine de girdi

İnternet 
1 Yorum Var »

Başlığı attıktan sonra şöyle bir düşününce sanki bu başlıktan daha önce bayağa çok okudum gibi geldi. Daha sonra meraktan girdim google’a arattım :) . Kısaca bi kaç tanesini sıralarsak:

  • Google tarayıcı işine de girdi
  • Google cep telefonu işine de girdi
  • Google Sonunda Donanım İşine Girdi!
  • Google, online müzik satış işine girdi
  • Google şimdi de DNA işine girdi..
  • Google cep telefonu işine iyice girdi! :D
  • ……..

diye sıralanıp gidiyor :) . Aslında şimdi ki konudan ne ve nasıl kazanacağı konusunda bi bilgim yok ama sonuçta bu işe de girdiler :) . Tahminim bulunamayan sayfalar yerine google’ın kendi arama motoru ve benzeri uygulamalarını çıkaracağı ve oralardan bişiyler kapmaya çalışacağı yönünde ama henüz denemedim.

Denemek isteyenler;
Dns adreslerini 8.8.8.8 ve 8.8.4.4 olarak değiştirsinler. Dns değiştirme konusunda bilgi sahibi değilseniz Google’ı kullanın :) . Yada anlatıyım iki dkk:
Windows için; Okumaya Devam »

Bu Tema N.Design Studio Tarafindan Yapilmis
KaraSancak Tarafindan Turkcelestirilmis ve Duzenlenmistir
Entries RSS Comments RSS Giriş